header-hv2

Hacı Bayram Veli

Hacı Bayram Veli (d. 1352, Çubuk, Ankara – v. 1449, Ankara), Evliyanın büyüklerinden, şair.

İstanbul’u, Fâtih Sultan Mehmed Hân’ın fethedeceğini müjdeleyen büyük velî. İsmi. Nu’mân bin Ahmed bin Mahmûd olup, lakabı Hacı Bayram’dır.

Hacı Bayram Veli Hazretleri (k.s) 1352’de (hicri 753), Ankara ilinin Çubuk çayı üzerindeki Zülfadl (Sol-Fasol) köyünde dünyaya gelmiştir.

Hâmid-i Aksarâyî’den (Somuncu Baba) feyz alarak, zâhirî ve bâtınî ilimlerde üstün derecelere yükselir. Tasavvufta Bayramî tarikatını (yolunu) kurar. Fâtih Sultan Mehmed Hân’ın hocası Akşemseddîn hazretlerini yetiştirip, kemâle erdirir.

Hazret, küçük yaşından itibâren ilim tahsiline başlar. Ankara’da ve Bursa’da bulunan âlimlerin derslerine katılarak; tefsîr, hadîs, fıkıh gibi din ilimlerinde ve o zamanın fen ilimlerinde yetiştirir. Ankara’da Melike Hâtun’un yaptırdığı Kara Medrese’de müderrislik yaparak, talebe yetiştirmeye başlar. Kısa zamanda, halk arasında sevilip sayılan bir kimse hâline gelir.

Ankara’da dînin emir ve yasaklarını insanlara anlatmaya, onlara doğru yolu göstermeye, yetiştirmeye başlar. Hergün pekçok kimse huzûruna gelir, hasta kalblerine şifâ bularak giderlerdi. Talebeleri gün geçtikçe çoğalmaya, akın akın gelmeye başlar. Kısa zamanda ismi her tarafta duyulur.

Sultan İkinci Murâd Hân’ın davetiyle Edirne’de padişahın misafir olur. Başbaşa sohbet ettiği günlerden birinde; “Allah Teâlâ’nın izniyle, evliyânın himmet ve bereketleri ile İstanbul’u almak istiyorum. Rahmetli dedem Yıldırım Bâyezid Hân bu işe girişti. Fakat şimdiye kadar kesin bir netice elde edemediler. Devlet-i âl-i Osman’ın topraklarının ortasında bir Bizans devletinin olmasına hiç gönlüm râzı değil. Sevgili Peygamberimizin de (s.a.v) medhettiği bu İstanbul bize lâzım. Bunu almak için de himmetinizi, yardımınızı bekliyorum” der. Sultan Murâd Hân bu sözleri söylerken, Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri derin bir tefekküre dalmış hâlde dinliyordu. Söz bitince, tane tane şöyle konuştu; “Sultânım! Bu şehrin alınışı ne size, ne de bize nasîb olacak. İstanbul’u almak, şu beşikte yatan yavrunuz Muhammed’e (Fâtih Sultan Mehmed Hân’a) ve onun hocası, bizim Köse Akşemseddîn’e nasîb olsa gerektir” müjdesini verir. Sultan Murâd Hân, bu müjdeye çok sevinir. Oğlu şehzâde Muhammed’e ve Akşemseddîn’e artık başka bir nazar ile bakmaya başlar.

Hacı Bayram-ı Velî hazretleri Edirne’de bulunduğu müddet içinde, câmilerde vaaz verip, halka nasihatlerde bulunurdu. Edirneliler de onu çok severlerdi. Onun hangi câmide nasihat edeceğini öğrenip, oraya akın akın giderlerdi. Pâdişâh da onun Edirne’de kalmasını istiyordu. Fakat Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri, Ankara’ya talebelerinin başına dönüp, onları yetiştirmeye devam etmek istediğini bildirdi.

Hazret Ankara’ya döndükten sonra talebeleri ile birlikte ömrünün sonuna kadar İslâmiyeti yaymak için uğraştı. Talebelerine ve sohbete gelen herkese, Allah Teâlâ’nın emirlerini bildirip, yasaklarından kaçınmanın şart olduğunu anlattı. Hayatı, hep vera’ ve takvâ üzere, haramlardan şiddetle kaçıp, şüpheli korkusuyla mübahların fazlasını dahî terketmekle geçti.

Hacı Bayram-ı Velî Hazretlerinin ilahi ve şathiye tarzı şiirleri günümüze kadar ulaşmıştır. Sade ve coşkun bir dili vardır. Şiirlerinde hece ölçüsü yanında aruzu da kullanmıştır. Edebi dili aynı devrin şaiirlerinden Yunus Emre ile benzerlik taşımaktadır.

1449 (hicri 833) senesinde Ankara’da vefât etmiştir. Türbesi, Hâcı Bayram Câmii’nin yanında ziyârete açıktır.

Hacı Bayram Veli Hazretlerinin Şiirleri

  • N’oldu Bu Gönlüm
(Görüntüleme: 1 / 11)

Video